Beylerbeyi Tarihi-2

II- OSMANLI DÖNEMİ.

Haluk Şehsuvaroğlu, İstavroz Bahçesi adı verilen, bugünkü Beylerbeyi Sarayı’ndan iskeleye kadar olan sahil kesiminden Çamlıca sırtlarına uzanan vadinin  (Mezarlık ile Beylerbeyi Korusunun Üsküdar tarafına bakan yamaçları  arasındaki yerleşke.) Fatih tarafından sancak beylerinden birine bağışlandığı, semte de o yüzden  Beylerbeyi dendiğini yazarsa da 18. yy’a kadarki kaynaklarda  Beylerbeyi adına rastlanmadığına ve semtin İstavroz olarak bilindiğine göre, 18. yy yazarı İnciciyan’ın verdiği bilgiler daha doğru kabul edilmektedir. İnciciyan Beylerbeyi Bahçesi’nin yerini şimdiki iskele civarı olarak tarif eder. III.Murat döneminde(1574-1595) öldürülen Rumeli Beylerbeyi  Mehmet Paşa’nın yalısının aşağı yukarı şimdiki Beylerbeyi Camii’nin bulunduğu yerde olduğunu, çok daha sonraları  Mehmet paşa anısına bu semte Beylerbeyi denildiğini yazar.

Bizans döneminde hayli şenlikli olan belde, Osmanlının ilk yüzyıllarında gözden düşmüşse de, beldeye olan ilgi II.Selim (1566-1574) ile yeniden başlamıştır. İstavroz bahçesinde II.Selim’in kızı Gevher Sultan için bir köşk yapılmıştır. Sarayın ilgisinin 1575 den itibaren eski şaşaalı günleri aratmayacak kadar yoğunlaştığı, Mehmet Paşa’nın sahilsarayından başka aynı dönemlerde  Bostancıbaşı Abdullah Ağa’nın (Ölüm:1592) İstavroz kesiminde bir cami inşa ettirmiş olmasından anlaşılmaktadır.

I.Ahmet döneminde (1603-1617) İstavroz Bahçesine ilgi artmış, padişah bu bahçeye, oradaki saray ve kasırlara sık sık gelir olmuş, oğlu Şehzade Murat  1612’de buradaki kasırlardan birinde doğmuş.

Beylerbeyi’nde doğan Şehzadenin, IV. Murat olarak 1623’de tahta geçmesinden sonra da beldeye olan ilgisi devam etmiştir. IV.Murat Beylerbeyi Korusu’nda “Koru İçi Kasrı” olarak adlandırılan bir kasır inşa ettirdiği bilinir. Ancak IV.Murat’tan sonra gelen sultanların semte ilgileri gittikçe azalmıştır. IV.Mehmet (1648-1687) saltanatının son yıllarında ve özellikle kiraz mevsimlerinde İstavroz civarındaki  bahçeleri kiralayarak harem ile birlikte Beylerbeyi’ne göç ederdi, yazlarını Beylerbeyi’nde geçirirdi. Sonraki sultanlar döneminde Beylerbeyi’ndeki Osmanlı mülkleri parçalanarak halka satılmış ve Beylerbeyi sultanların sayfiye yeri olmaktan çıkmıştır.

Beylerbeyi’nin sultanların gözünde yeniden önem kazanması II.Mahmut (1808-1839) dönemindedir. II.Mahmut  önceki sultanlar tarafından halka satılan arazileri kamulaştırma (Halkın rızasıyla.) suretiyle geri aldı ve bugünkü sarayın yerinde iki katlı, ahşap ve sarı boyalı büyük bir saray yaptırdı. Sarı Saray olarak da anılan sarayın  mimarı Krikor Amira Balyan’dır. İnşaatına 1829’da başlandı, 1832’de bitirildi..Bu saray 1851 yılında yandı.  Yanan ahşap sarayın yerine Sultan Abdülaziz tarafından mimar Serkis Balyan Kalfa’ya  bugünkü saray yaptırıldı. İnşaat 1865 yılında tamamlandı.

II.Mahmut,  Abdülhamid Camii’ni (Beylerbeyi Camii.) büyütmüş, tarihi kahvehanenin olduğu yerde (her iskelede bir cami bir de çeşme yaptırmak) geleneğine uyarak  çeşme yaptırmıştır.

Tarihi ama sahipsiz  II.Mahmut Çeşmesi.

19.yy’dan  itibaren Beylerbeyi Osmanlı devlet ricalinin, saraya yakın zengin ve nüfuzlu kimselerin gözdesi haline gelmiştir; pek çok sahil saray ve köşkler yaptırılmıştır.

Hasan Bektaş

Kaynakça:

1-Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi.

2-Asırlar Boyunca İstanbul Eserleri Olayları Kültürü. Haluk Şehsuvaroğlu

3-Osmanlı Mimarisi. Doğan Kuban

Reklamlar

About beylerbeyili

Beylerbeyi... İstanbul'un orta yeri...
Bu yazı BEYLERBEYİ'NİN TARİHİ içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s